Duygu ve Davranış Bozukluğu
Tanım, Tanılama ve Eğitim Süreçleri
Önemli Not: Duygu ve davranış bozuklukları; bir karakter zayıflığı, kasıtlı bir yaramazlık veya yetersiz aile terbiyesinin sonucu değildir. Çocuğun elinde olmayan nörobiyolojik, çevresel ve psikososyal faktörlerin etkileşimiyle ortaya çıkan tıbbi bir durumdur. Erken aşamada başlayan doğru psikoterapötik müdahaleler, özel eğitim destekleri ve şefkatli yaklaşım bireylerin kendilerini regüle etmelerini ve topluma başarıyla entegre olmalarını sağlar.
1. Duygu ve Davranış Bozukluğu Nedir?
Duygu ve davranış bozukluğu; bireyin yaşından, kültürel ve sosyal normlarından belirgin derecede sapma gösteren, uzun süreli ve şiddetli duygusal veya davranışsal tepkiler vermesi durumudur. Bu durum bireyin akademik başarısını, öğretmen ve akran ilişkilerini, öz bakımını ve günlük yaşam kalitesini doğrudan ve olumsuz yönde etkiler.
Bu bozukluklar temel olarak iki boyutta incelenir:
- Dışa Yönelimli (Yıkıcı) Davranışlar: Çevreye, kurallara ve insanlara karşı saldırganlık, öfke patlamaları, karşı gelme gibi fark edilmesi kolay tepkilerdir.
- İçe Yönelimli Duygusal Sorunlar: Aşırı kaygı, depresif ruh hali, sosyal izolasyon, korkular ve somatik şikayetler (nedensiz karın/baş ağrıları) gibi dışarıdan fark edilmesi daha zor olan durumlardır.

2. En Sık Karşılaşılan Duygu ve Davranış Bozukluğu Türleri
Özel eğitim ve klinik psikoloji alanında en sık rehberlik ve destek sağlanan alt türler şunlardır:
Karşı Olma Karşı Gelme Bozukluğu (KOKGB)
- Özellikleri: Otorite figürlerine (ebeveyn, öğretmen) karşı sürekli, en az 6 aydır devam eden bir itaatsizlik, tartışmacı tutum, öfke nöbetleri ve kasıtlı olarak başkalarını rahatsız etme davranışları ile karakterizedir.
Davranım Bozukluğu
- Özellikleri: Başkalarının temel haklarının, toplumsal kural ve yasaların kalıcı bir şekilde ihlal edilmesidir. İnsanlara veya hayvanlara fiziksel saldırganlık, eşyalara zarar verme, hırsızlık veya okuldan kaçma gibi ciddi davranış sorunlarını içerir.
Anksiyete (Kaygı) Bozuklukları ve Çocukluk Çağı Depresyonu
- Özellikleri: Bireyin iç dünyasında yaşadığı yoğun korku, panik, okul reddi, aşırı çekingenlik veya çökkün duygu durumudur. Bu çocuklar genellikle sınıf içinde sessiz kaldıklarından gözden kaçabilirler ancak akademik performansları hızla düşer.
Duygu Düzenleme (Regülasyon) Güçlükleri
- Özellikleri: Bireyin yaşadığı ani hayal kırıklığı, üzüntü veya öfke karşısında duygularını kontrol edemeyerek aşırı ağlama, bağırma veya nesneleri fırlatma şeklinde orantısız tepkiler vermesidir.
3. Tanılama ve Değerlendirme Süreci Nasıl İşler?
Duygu ve davranış bozukluklarında yasal hakların elde edilmesi ve doğru müdahale planı için şu resmi adımlar izlenir:
1.Tıbbi Tanılama (Çocuk Psikiyatrisi Süreci):İlk Adım.
Belirtiler çocuğun hayatını belirgin şekilde etkiliyorsa bir Çocuk ve Ergen Ruh Sağlığı (Psikiyatri) uzmanına başvurulur. Hekim; klinik görüşmeler, projektif/objektif testler ve aile-öğretmen ölçekleri yardımıyla değerlendirme yapar. Tanı kesinleştiğinde çocuk adına ÇÖZGER (Çocuklar İçin Özel Gereksinim Raporu) düzenlenir.
2.Eğitsel Değerlendirme (RAM Süreci):İkinci Adım.
Sağlık kurulu raporu alındıktan sonra aile, RAM’dan (Rehberlik ve Araştırma Merkezi) randevu alır. RAM’daki özel eğitim uzmanları ve rehber öğretmenler, çocuğun okul içindeki davranış örüntülerini, tetikleyicilerini ve eğitsel ihtiyaçlarını değerlendirir.
3.Eğitim ve Psikososyal Tedbir Kararı:Üçüncü Adım.
RAM değerlendirmesi neticesinde çoğunlukla “Kaynaştırma/Bütünleştirme Yoluyla Eğitim” kararı verilir. Çocuk genel eğitim sınıfında okurken, okul rehberlik servisiyle koordineli bir Bireyselleştirilmiş Eğitim Programı (BEP) hazırlanır. Gerekirse okuldaki Destek Eğitim Odası‘ndan faydalanması ve rehabilitasyon merkezlerinde davranış yönetimi odaklı destek eğitimi alması onaylanır.
4. Özel Eğitim ve Müdahale Yöntemleri
Duygu ve davranış bozukluklarının yönetiminde en yüksek başarı; okul, aile ve terapistin eş zamanlı yürüttüğü Bilişsel Davranışçı Terapi (BDT) ve olumlu davranış destek programlarıyla elde edilir.
Eğitim ve Terapide Kullanılan Başlıca Yaklaşımlar:
- Olumlu Davranış Desteği (ODD): Problem davranışı cezalandırmak yerine, o davranışın altındaki kök nedeni (dikkat çekme, görevden kaçma vb.) bulmayı ve çocuğa ihtiyacını karşılayacak alternatif, olumlu bir davranış öğretmeyi hedefler.
- Duygu Regülasyonu ve Öfke Kontrol Eğitimi: Çocuğun vücudundaki öfke sinyallerini (kalp çarpıntısı, kasların sıkışması) erkenden fark etmesi ve derin nefes alma, güvenli alana çekilme gibi sakinleşme stratejilerini kullanması öğretilir.
- Sosyal Beceri Eğitimi: Akran grubu içinde sıra bekleme, problem çözme, hayır diyebilme, empati kurma ve eleştiriyle başa çıkma gibi beceriler drama ve rol yapma (role-play) yöntemleriyle kazandırılır.
- Mola (Sakinleşme) Uygulamaları: Sınıfta kriz anlarında çocuğu cezalandırmak amacıyla değil, duyusal ve duygusal olarak sakinleşmesini sağlamak amacıyla sınıfta veya okulda belirlenen güvenli bir “sakinleşme köşesine” geçmesi sağlanır.
5. Aileler İçin Evde Destek Rehberi
Ev içindeki huzur, netlik ve tutarlılık, duygu ve davranış bozukluğu olan çocukların kendilerini güvende hissetmelerinin ilk şartıdır:
- Tutarlı ve Kararlı Olun: Anne ve babanın koyduğu kurallar ile verdikleri tepkiler birbiriyle eş değer olmalıdır. Bir gün yasak olan bir şeye ertesi gün yorgun olduğunuz için izin vermek çocuğun sınırları zorlamasına ve davranış sorunlarının artmasına neden olur.
- Davranışı Eleştirin, Kişiliği Değil: Çocuğa öfkelendiğinizde “Sen çok yaramaz bir çocuksun” gibi etiketlemeler yapmayın. Bunun yerine duruma odaklanın: “Kardeşine vurman hiç doğru bir davranış değil, bu durum beni üzdü.” diyerek alternatif çözüm yollarını konuşun.
- Olumlu Davranışları Anında Yakalayın ve Övün: Genellikle bu çocukların sadece olumsuz davranışları fark edilir. Oysa gün içinde kurallara uyduğu, sakin kaldığı küçük anları bile yakalayıp “Bugün oyuncağını arkadaşınla çok güzel paylaştın, seninle gurur duydum” diyerek takdir etmek olumlu davranışları pekiştirir.
- Kriz Anında Güç Savaşına Girmeyin: Çocuk öfke krizindeyken onunla tartışmaya girmeyin, bağırmayın veya mantıklı açıklamalar yapmaya çalışmayın. Kriz anında önceliğiniz hem onun hem çevrenin güvenliğini sağlamak ve sakinleşmesini beklemektir. Konuşma ve değerlendirmeyi çocuk tamamen regüle olduktan sonra yapın.





