Çocuğunuzun Üstün Yetenekli Olması Başka Bir Gelişimsel Profili Gizliyor Olabilir mi? Üstün Yeteneklilik ve Asperger Profili
“Araba logolarını, gezegenleri tek tek sayabiliyor/sıralayabiliyor.” “3 yaşında okumayı öğrendi.” “İngilizce kelimeleri kendi kendine öğreniyor.” “Gezdiği...

İçindekiler Tablosu
- Öncelikle Bir Kavramı Netleştirelim
- Üstün Yeteneklilik ve Asperger Profili Neden Karıştırılabiliyor?
- Bilgi Sahibi Olmak ile İletişim Kurabilmek Aynı Şey Değildir.
- “Erken Okuma” Her Zaman Üstün Yeteneklilik Anlamına Gelmez.
- Güncel Bilimsel Araştırmalar Bizlere Ne Söylüyor?
- Tanılamada En Büyük Hata Tek Bir Özelliğe Odaklanmaktır.
- Aileler Hangi Durumlarda Bir Uzmana Başvurmalı?
- Özet
- KAYNAKÇA
“Araba logolarını, gezegenleri tek tek sayabiliyor/sıralayabiliyor.”
“3 yaşında okumayı öğrendi.”
“İngilizce kelimeleri kendi kendine öğreniyor.”
“Gezdiği tüm sokakları ezbere biliyor.”
“Farklı dillerdeki kelimeleri tek bir dinlemeyle tekrar edebiliyor.”
“Birtakım rutinleri vardır ve bunlara oldukça odaklanır.”
Bu özellikleri duyduğumuzda çoğumuzun aklına ilk gelen “Bu çocuk üstün yetenekli olabilir.” düşüncesi olabilmektedir. Gerçekten de bu özellikler üstün bilişsel bir kapasitenin göstergelerinden biri olabilir. Ancak dikkat edilmesi gereken başka hususlar da vardır.
Bazı çocuklarda ileri düzey bilişsel beceriler, eşlik eden sosyal iletişim güçlüklerini maskeleyebilir. İşte tam da bu sebeple, çocuğun yalnızca ne bildiğine odaklanmamak gerekir. Çocuğun, öğrendiklerini günlük yaşamda nasıl kullandığına da bakmak gerekir.
Bu yazıda üstün yeteneklilik ile geçmişte Asperger Sendromu olarak adlandırılan, günümüzde ise DSM-5 kapsamında Otizm Spektrum Bozukluğu (OSB) içerisinde değerlendirilen profil arasındaki benzerlikleri ve ayırt edilmesi gereken noktaları bilimsel araştırmalar ışığında ele alacağız.
Öncelikle Bir Kavramı Netleştirelim
“Asperger Sendromu” tanısı artık DSM-5’te ayrı bir tanı değildir. DSM-5 Tanı Ölçütleri Başvuru Elkitabı ile birlikte Asperger Sendromu, Otizm Spektrum Bozukluğu başlığı altında değerlendirilmeye başlanmıştır.
Bununla birlikte, DSM-5 ile Asperger sendromu tanısı kaldırılmış olsa da bilimsel yayınlarda ve klinik uygulamalarda açıklayıcı bir ifade olarak “Asperger profili” kullanılmaya devam edebilmektedir.
Bu yazıda da okuyucuların aşina olduğu bu ifadeyi, tarihsel kullanımına uygun biçimde “Asperger profili” olarak kullanacağız.
Üstün Yeteneklilik ve Asperger Profili Neden Karıştırılabiliyor?
Bazı çocuklar oldukça erken yaşta dikkat çekici bilişsel beceriler gösterebilir.
Örneğin:
- 2-3 yaşında okumaya başlayabilir,
- Sayıları kolayca öğrenebilir,
- Haritaları ezberleyebilir,
- Marka logolarını tanıyabilir,
- Yabancı dilde çok sayıda kelime öğrenebilir,
- Olağanüstü hafızaya sahip olabilir.
Bu özellikler gerçekten üstün yetenekliliğin göstergesi olabilir. Ancak bilimsel çalışmalar, bu becerilerin tek başına üstün yetenek tanısı koydurmadığını göstermektedir. Çünkü bazı otizmli çocuklar da özellikle:
- Ezberleme,
- Detaylara odaklanma,
- Görsel hafıza,
- Örüntü fark etme,
- Belirli alanlarda yoğun bilgi birikimi
gibi alanlarda akranlarının oldukça üzerinde performans gösterebilirler. Yalnızca “çok şey biliyor” demek yeterli değildir. Asıl değerlendirilmesi gereken soru şudur: Bu bilgiyi sosyal yaşamda ve iletişim kurarken nasıl kullanıyor?
Bilgi Sahibi Olmak ile İletişim Kurabilmek Aynı Şey Değildir.
Bir çocuk:
- 100 çeşit dinozor türü biliyor,
- Dünya ülkelerini ezbere sayabiliyor,
- Metro duraklarının konumunu sırasıyla anlatabiliyor,
Ancak aynı çocuk:
- Karşılıklı sohbet başlatmakta zorlanıyorsa,
- Konuşmayı sürdüremiyorsa,
- Yalnızca kendi ilgilendiği konular hakkında konuşuyorsa,
- Arkadaş ilişkilerinde belirgin güçlük yaşıyorsa,
- Karşısındaki kişinin ilgisini fark edemiyorsa,
Burada yalnızca üstün bilişsel kapasiteyi değerlendirmemek gerekir. Aynı zamanda sosyal iletişim gelişimini de değerlendirmek gerekir. Otizm tanısında belirleyici olan unsur, çocuğun bir bilgiyi sosyal etkileşim içinde ne kadar işlevsel kullanabildiğidir.
“Erken Okuma” Her Zaman Üstün Yeteneklilik Anlamına Gelmez.
Bazı çocuklarda görülen hiperleksi (hyperlexia), yani beklenenden çok daha erken yaşta okuma becerisi kazanılması, aileler tarafından çoğu zaman yalnızca üstün zekâ belirtisi olarak yorumlanmaktadır.
Oysa hiperleksi, üstün yetenekli çocuklarda görülebileceği gibi aynı zamanda otizm spektrumundaki bazı çocuklarda da görülebilmektedir. Bu nedenle erken okuma becerisi tek başına tanısal değildir.
Önemli olan:
- Okuduğunu anlayabilmesi,
- Okuduğu bilgiyi günlük yaşamda kullanabilmesi,
- İletişim amacıyla dili işlevsel kullanabilmesidir.
Güncel Bilimsel Araştırmalar Bizlere Ne Söylüyor?
Güncel çalışmalar hem üstün yetenekli hem de otizm tanısı bulunan çocukların oluşturduğu “iki kere farklı (twice exceptional, 2e)” grubuna dikkat çekmektedir. Çünkü bu çocuklarda üstün yetenekler güçlükleri, yaşanan güçlükler ise üstün yetenekleri gizleyebilir. Bu nedenle “iki kere farklı” kavramı, doğru tanılama ve uygun eğitim planlamasının önemini vurgulamak amacıyla kullanılmaktadır. Bu çocuklar:
- Birçok akademik alanda akranlarının üzerinde performans gösterebilir,
- Yüksek IQ puanları alabilir,
- Güçlü hafızaya sahip olabilir,
Ancak aynı zamanda:
- Yürütücü işlevler,
- Sosyal iletişim,
- Sosyal uyum,
- İşlemleme hızı,
- Pragmatik dil becerileri gibi alanlarda belirgin güçlük yaşayabilirler.
Sistematik derleme çalışmaları, bu çocukların bilişsel güçlü yönlerinin sosyal güçlüklerini gizleyebildiğini bizlere söylemektedir. Bu durum tanılama sürecini zorlaştırabilir. Bu süreçte çocuklar, yaşadıkları duygu ve davranışlarını maskeleyebilir. Maskelenme üç farklı biçimde görülebilir:
1. Üstün yetenek, otizmi gizleyebilir.
Çocuk akademik olarak başarılı olduğu için sosyal güçlükleri gözden kaçabilir.
2. Otizm belirtileri üstün yeteneği gizleyebilir.
Çocuk yalnızca özel gereksinimleri üzerinden değerlendirilir ve yüksek potansiyeli fark edilmeyebilir.
3. Her iki durum birbirini örtebilir.
Bu durumda çocuk ne üstün yetenek programlarına yönlendirilir ne de ihtiyaç duyduğu özel destekleri alabilir. Bu durum, potansiyelinin tam olarak ortaya çıkmasını engelleyebilir.
Tanılamada En Büyük Hata Tek Bir Özelliğe Odaklanmaktır.
Bilimsel araştırmalar, yalnızca zekâ testleriyle ya da yalnızca otizm değerlendirmeleriyle doğru sonuca ulaşmanın her zaman mümkün olmadığını göstermektedir. Özellikle iki kere farklı çocukların değerlendirilmesinde:
- Gelişim öyküsü,
- Ayırıcı tanı için uzmanlarca yapılan psikiyatrik değerlendirme
- Zeka değerlendirmesi (WISC-R, Stanford-Binet gibi IQ testleri)
- Gözlem (ADI-R, ADOS)
- Bilişsel değerlendirme,
- Sosyal iletişim becerileri,
- Standart otizm değerlendirmeleri,
- Duyusal profilin incelenmesi
- Aile görüşmeleri bir bütün olarak ele alınmalıdır.
Araştırmalar, tek bir değerlendirme aracına dayanmanın yetersiz kalabileceğini, çoklu değerlendirme yaklaşımının daha güvenilir sonuçlar verdiğini göstermektedir.
Aileler Hangi Durumlarda Bir Uzmana Başvurmalı?
Aşağıdaki özelliklerden biri veya birkaçı birlikte görülüyorsa kapsamlı bir gelişimsel değerlendirme yararlı olabilir:
- Esnek düşünmede zorlanması,
- Yaşıtlarından belirgin düzeyde ileri akademik beceriler göstermesi,
- Buna rağmen karşılıklı sosyal iletişimde zorlanması,
- Arkadaş ilişkilerini sürdürmekte güçlük yaşaması,
- Belirli ilgi alanlarına yoğun biçimde odaklanması,
- Günlük rutin değişikliklerine aşırı tepki vermesi,
- Konuşmayı çoğunlukla kendi ilgi alanları etrafında sürdürmesi,
- Duyusal uyaranlara belirgin hassasiyet göstermesi.
Bu belirtilerin varlığı tek başına otizm tanısı anlamına gelmez. Ancak ayrıntılı bir değerlendirme gerektirebilir. Bu değerlendirmeler, uzmanlarca yapılmalıdır.
Özet

Bir çocuğun erken yaşta okuması, olağanüstü hafızaya sahip olması veya belirli alanlarda akranlarının çok önünde olması sevindirici bir durum olabilir. Ancak bu özellikler, gelişimin diğer alanlarının da aynı düzeyde ilerlediği anlamına gelmeyebilir.
Bilimsel çalışmalar, bazı çocuklarda üstün bilişsel beceriler ile otizm spektrumuna özgü sosyal iletişim güçlüklerinin bir arada bulunabileceğini göstermektedir. Bu çocukların güçlü yönleri kadar desteklenmesi gereken alanlarının da doğru biçimde belirlenmesi hem eğitim planlaması hem de yaşam kalitesi açısından büyük önem taşır.
En önemli nokta
Amaç çocuğa bir etiket koymak değildir. Onun güçlü yönlerini ortaya çıkarırken ihtiyaç duyduğu desteği de zamanında sağlayabilmektir.
Erken akademik beceriler hem üstün yetenekli çocuklarda hem de bazı otizmli çocuklarda görülebilir. Klinik değerlendirmede belirleyici olan, bu becerilerin işlevsel sosyal iletişim, karşılıklı etkileşim, esneklik ve tekrarlayıcı davranış örüntüleri ile birlikte bütüncül olarak değerlendirilmesidir.
KAYNAKÇA
American Psychiatric Association. (2022). Diagnostic and statistical manual of mental disorders (5th text rev.; DSM-5-TR). American Psychiatric Association Publishing. https://doi.org/10.1176/appi.books.9780890425787
Atmaca, F., & Tan, S. (2021). İki kere farklı: Özel yetenekli ve otizmli bireyler hakkında ne biliyoruz? Bir sistematik alanyazın taraması. Buca Eğitim Fakültesi Dergisi, 52, 133–152. https://doi.org/10.53444/deubefd.873327
Dülger, E., & Koçak, H. K. (2025). Üstün yetenekli otizmli bireylerde yürütücü işlev araştırmalarının bibliyometrik analizi. International Journal of Progressive Studies in Education, 3(1), 90–111. https://doi.org/10.5281/zenodo.15778415
Foley Nicpon, M., Allmon, A., Sieck, B., & Stinson, R. D. (2011). Empirical investigation of twice-exceptionality: Where have we been and where are we going? Gifted Child Quarterly, 55(1), 3–17. https://doi.org/10.1177/0016986210382575
Gelbar, N. W., Cascio, A. A., Madaus, J. W., & Reis, S. M. (2022). A systematic review of the research on gifted individuals with autism spectrum disorder. Gifted Child Quarterly, 66(4), 266–276. https://doi.org/10.1177/00169862211061876
Not: Bu yazıda kullanılan görseller, ChatGPT (OpenAI) ve Gemini (Google) yapay zekâ araçlarından yararlanılarak hazırlanmıştır. Görsellerin içerik doğruluğu, düzenlenmesi ve son hâli yazar tarafından gözden geçirilmiştir.






Yorum yok! İlk yorumu siz yapın.