Özel Eğitim Öğretmeninin Gözünden: Ailelerin Çocuğuna Yardım Ederken Farkında Olmadan Yaptığı 10 Hata
📝 Editör Notu Bu yazı bir araştırma makalesi değil; bir özel eğitim öğretmeninin sahada karşılaştığı durumlar, ailelerle yaşanan deneyimler ve günlük eğitim sürecinden edinilen tecrübeleridir. Burada...
📝 Editör Notu
Bu yazı bir araştırma makalesi değil; bir özel eğitim öğretmeninin sahada karşılaştığı durumlar, ailelerle yaşanan deneyimler ve günlük eğitim sürecinden edinilen tecrübeleridir.
Burada bahsedilen durumlar her aile için geçerli birer “hata” olarak görülmemelidir. Her çocuk ve her aile şüphesiz farklıdır. Amacımız aileleri eleştirmek ya da suçlamak değil; bazen iyi niyetle yapılan bazı davranışların çocuk üzerindeki olası etkilerine farklı bir pencereden bakabilmektir.
Çünkü özel eğitimde bazen en önemli değişiklik, çocuğa yaptığımız şeyden çok, ona yaklaşım biçimimizi değiştirmekle başlar.
⸻
Bir çocuğun gelişimi yalnızca derste/okulda gerçekleşmez. Okulda öğrenilen bir becerinin evde nasıl desteklendiği, çocuğa ne kadar bağımsızlık tanındığı, davranışlarına nasıl karşılık verildiği ve aile ile öğretmen arasındaki iş birliği sürecin önemli parçalarıdır.
Aileler şüphesiz ki çocuklarının gelişimini desteklemek için ellerinden geleni yapar. Ancak bazen iyi niyetle yapılan bazı davranışlar, çocuğun iletişim kurmasını veya öğrendiği becerileri günlük yaşamda kullanmasını yani bağımsızlaşmasını zorlaştırabilir.
Bu yazının amacı “iyi aile-kötü aile” ayrımı yapmak değil. Özel eğitim sürecinde sahada sık karşılaşılan bazı durumları öğretmenin gözünden ele alarak “Bunu ben de yapıyor olabilir miyim?” sorusuna fırsat vermek.
Peki aileler çocuklarına yardım etmeye çalışırken en sık hangi noktalarda zorlanıyor?
- Çocuğun yerine sürekli konuşmak
“Adın ne?”
Çocuk cevap vermeden:
“Ali de, oğlumun adı Ali.”
“Ne istiyorsun?”
“Su istiyor.”
Çocuğun ihtiyacını çabucak anlatması veya gidermesi amacıyla onun yerine cevap vermek oldukça yaygın.
Ancak çocuk her an kendisi adına bir başkasının konuştuğunu hissederse, kendi iletişim becerilerini kullanması için daha az fırsat bulabilir.
Özellikle konuşma becerileri gelişmekte olan çocuklarda birkaç saniye beklemek bile önemli olabilir.
Çocuğa soru sorulduğunda hemen cevap vermek yerine ona düşünmesi ve cevap oluşturması için zaman tanımak daha faydalı olabilir.
Bazen çocuğa verebileceğimiz en büyük destek, onun yerine konuşmamak ve beklemektir.
⸻
- Çocuğun yapabileceği işleri onun yerine yapmak
Ayakkabısını bağlayabiliyor ama yavaş.
Çantasını kendisi hazırlayabiliyor ama biraz dağınık.
Kıyafetini giyebiliyor ama yetişkin daha hızlı giydiriyor.
Sonuç?
“Ben yapayım, sen yorulma.”
Bu yaklaşım günlük yaşamı kolaylaştırabilir hatta size ve ailenize zamanda kazandırabilir fakat çocuğun bağımsızlık geliştirme fırsatını azaltabilir.
Özel eğitimde amaç yalnızca çocuğa bir beceriyi yaptırmak değildir. Çocuğun mümkün olduğunca bağımsız şekilde yapabilmesini sağlamak da eğitimin önemli hedeflerinden biridir.
Çocuğun yapabildiği bir işi onun yerine yapmak yerine gerektiğinde küçük ipuçları vermek ve zaman tanımak daha uygun olabilir.
⸻
- Çocuğu başka çocuklarla kıyaslamak
“Bak, kardeşin yapıyor.”
“Arkadaşın okumayı öğrendi, sen hâlâ öğrenemedin.”
“Senin yaşındaki çocuklar bunları çoktan yapıyor.”
Bu cümleler bazen çocuğu motive etmek amacıyla söylenir. Ancak sürekli karşılaştırma, çocuğun kendisini yetersiz hissetmesine neden olabilir.
Özel eğitimde her çocuğun öğrenme hızı, güçlü yönleri, ihtiyaçları ve başlangıç noktası farklıdır. Çünkü her çocuk birbirinden farklıdır.
Bu nedenle daha anlamlı karşılaştırma şudur:
Bugün dünden daha farklı ne yapabiliyor?
Bir ay önce tek başına yapamadığı bir beceriyi bugün küçük bir ipucuyla yapabiliyorsa bu da önemli bir gelişmedir.
Çocuğun başkasına göre ne durumda olduğundan çok, kendi gelişim çizgisindeki ilerlemesine bakmak daha sağlıklı bir yaklaşım olabilir.
⸻
- Her davranışı “inat” olarak değerlendirmek
Çocuk etkinliğe katılmıyor.
“İnat ediyor.”
Çocuk ağlıyor.
“Şımarıyor.”
Çocuk sınıftan çıkmak istiyor.
“Söz dinlemiyor.”
Oysa davranışın görünen kısmı ile altında yatan neden aynı olmayabilir.
Çocuk bir isteğini ifade edemediği için davranış gösterebilir. Gürültüden rahatsız olabilir. Görevi çok zor bulabilir. Ne yapacağını bilmiyor olabilir. Dikkatini sürdürmekte zorlanabilir veya çevresindeki değişiklikten dolayı kaygı yaşayabilir.
Bu nedenle problem davranışla karşılaşıldığında yalnızca “Bunu nasıl durdururum?” sorusuna odaklanmak yerine:
“Bu davranış neden ortaya çıkıyor?”
sorusunu sormak daha anlamlı olabilir.
Davranışın öncesini, davranışın kendisini ve sonrasında ne olduğunu gözlemlemek, çocuğun ihtiyacını anlamanın anahtarı olabilir.
⸻
- Her şeyi çocuğun tanısıyla açıklamak
Çocuk dikkatini sürdüremiyor:
“DEHB’si var.”
Çocuk göz teması kurmuyor:
“Otizmden dolayı.”
Çocuk öfkeleniyor:
“Zaten BEP’li.”
Tanı, çocuğu anlamak için önemli bilgiler sağlayabilir ancak çocuğun bütün davranışlarını açıklayan tek başına bir etiket değildir.
Aynı tanıya sahip iki çocuğun becerileri, ihtiyaçları ve davranışları birbirinden oldukça farklı olabilir.
Bu nedenle çocuğu yalnızca tanısı üzerinden değerlendirmek yerine bireysel özelliklerini, çevresini, becerilerini ve ihtiyaçlarını birlikte ele almak gerekir.
Çünkü çocuk tanısından ibaret değildir.
⸻
- Çok kısa sürede büyük değişiklik beklemek
Özel eğitim sürecinde ailelerin en sık yaşadığı zorluklardan biri de:
“Ne zaman düzelecek?”
sorusudur.
Aile birkaç hafta içerisinde büyük bir değişim görmek isteyebilir. Ancak yeni bir becerinin öğrenilmesi; çocuğun hazırbulunuşluğu, öğretim yöntemi, tekrar sayısı, motivasyonu, çevresel koşullar ve becerinin niteliği gibi birçok faktöre bağlıdır.
Bir becerinin okulda öğrenilmesi de her zaman onun evde veya farklı ortamlarda hemen kullanılacağı anlamına gelmez.
Bu nedenle sabır, tutarlılık ve süreklilik özel eğitim sürecinin önemli parçalarıdır.
Özel eğitimde sihirli değnekler değil; sabırla, emekle ve sevgiyle atılan kararlı adımlar vardır.
⸻
- Okulda yapılan çalışmanın evde devam etmemesi
Öğretmenler okulda çocuğa bir beceri kazandırmak için haftalarca çalışıyor olabilir.
Ancak çocuk aynı beceriyi evde kullanmak için fırsat bulmuyorsa öğrenilen becerinin günlük yaşama aktarılması zorlaşabilir.
Örneğin okulda kendi eşyalarını toplaması öğretilen bir çocuğun evde her zaman eşyalarının başkaları tarafından toplanması, bu becerinin bağımsız şekilde kullanma fırsatını azaltabilir.
Burada aileden beklenen çocuğa öğretmen gibi ders vermesi değildir.
Tam tersine, günlük yaşamın doğal fırsatlarını kullanmak çoğu zaman yeterlidir.
Öğretmenin önerdiği beceriyi yemek sırasında, giyinirken, alışverişte veya oyun sırasında desteklemek öğrenmenin farklı ortamlara aktarılmasına katkı sağlayabilir.
⸻
- Çocuğun her istediğini hemen yapmak
Çocuk bir şeyi işaret ediyor.
Aile hemen veriyor.
Çocuk ağlıyor.
İstediği hemen yapılıyor.
Çocuk bir yetişkinin elinden tutup onu istediği yere götürüyor.
Yetişkin hemen takip ediyor.
Bu davranışların arkasında çoğu zaman çocuğu üzmeme veya zor durumda bırakmama isteği vardır.
Ancak çocuğun iletişim kurması, seçim yapması ve ihtiyaçlarını uygun yollarla ifade etmesi için fırsatlar oluşturmak önemlidir.
Örneğin çocuk su istiyorsa hemen suyu vermek yerine, sahip olduğu iletişim becerisine uygun şekilde “Su” demesine, işaret etmesine veya kullandığı iletişim şeklini kullanmasına fırsat verilebilir.
Buradaki amaç çocuğu ihtiyaçlarından mahrum bırakmak değil; ihtiyacını ifade etmesi için iletişim fırsatı oluşturmaktır.
⸻
- Sadece akademik becerilere odaklanmak
Okuma, yazma ve matematik elbette önemlidir.
Ancak özel eğitim yalnızca akademik başarıdan ibaret değildir.
Bir çocuğun;
- Tuvaletini bağımsız kullanması,
- Giyinmesi,
- Yemek yemesi,
- İletişim kurması,
- Sırasını beklemesi,
- Yardım istemesi,
- Sosyal ilişkiler kurması,
- Günlük yaşam becerilerini yerine getirmesi
de en az akademik beceriler kadar önemli olabilir.
Bazen bir çocuğun kendi başına montunu giymesi, bir ihtiyacını uygun şekilde ifade etmesi veya yardım istemeyi öğrenmesi, onun günlük yaşamındaki bağımsızlığı açısından çok büyük bir kazanımdır.
Başarıyı yalnızca karne notlarıyla ölçmemek gerekir.
⸻
- Öğretmenle yeterince iletişim kurmamak
Özel eğitim sürecinde öğretmen ve aile iki ayrı taraf değildir.
Aynı çocuğun gelişimini destekleyen iki önemli paydaştır.
Öğretmen okulda gözlemlediği bir davranışı aileyle paylaşabilir. Aile evde ortaya çıkan farklı bir durumu öğretmene aktarabilir.
Çünkü çocuk okulda farklı, evde farklı davranabilir.
Bu farklılıklar bir problem değil, doğru değerlendirildiğinde önemli bir bilgi kaynağıdır.
Öğretmenle düzenli iletişim kurmak; çocuğun hangi beceriler üzerinde çalıştığını, hangi yöntemlerin işe yaradığını ve evde nasıl desteklenebileceğini anlamayı kolaylaştırabilir.
Burada iletişim yalnızca:
“Bugün ne yaptı?”
sorusundan ibaret olmamalıdır.
“Şu beceriyi evde nasıl destekleyebilirim?”
sorusu da oldukça değerlidir.
⸻
Peki aileler ne yapmalı?
Aslında yukarıdaki maddelerin ortak bir noktası var:
Çocuğun yerine yapmak yerine çocuğa yapabilmesi için fırsat vermek.
Onun yerine konuşmak yerine iletişim kurması için beklemek.
Onun yerine yapmak yerine denemesine izin vermek.
Davranışı yalnızca bastırmaya çalışmak yerine nedenini anlamaya çalışmak.
Başkalarıyla kıyaslamak yerine kendi gelişimini takip etmek.
Sadece akademik hedeflere değil, günlük yaşam becerilerine de önem vermek.
Ve en önemlisi, öğretmenle aynı hedef doğrultusunda hareket etmek.
Son Söz: Hata yapmak sürecin bir parçasıdır
Özel gereksinimli bir çocuğun ailesi olmak, her durumda ne yapılacağını bilmek anlamına gelmez.
Ailelerin yanlış karar vermesi, bazen sabrının tükenmesi veya çocuğuna yardımcı olmaya çalışırken istemeden bazı hatalar yapması son derece anlaşılabilir bir durumdur.
Önemli olan hatayı hiç yapmamak değil, fark ettiğimizde yaklaşımımızı değiştirebilmektir.
Özel eğitim sürecinde siz ailelerden beklenen kusursuz olmak değildir.
Çocuğu tanımak, onun güçlü yönlerini görmek, ihtiyaçlarını anlamaya çalışmak, bağımsızlığını desteklemek ve eğitim ekibiyle iş birliği yapmaktır.
Çünkü özel eğitimde asıl hedef çocuğu sürekli olarak bir yetişkine bağımlı hâle getirmek değil; mümkün olduğunca bağımsız, işlevsel ve yaşamın içinde yer alabilen bir birey olarak desteklemektir.
Bazen çocuğa verebileceğimiz en büyük yardım, onun yerine yapmak değil; kendi başına yapabilmesi için ona zaman, fırsat ve destek vermektir.






Yorum yok! İlk yorumu siz yapın.