Öğrenme Güçlüğünde Motivasyonun Gücü
Sınıf kapısından içeri girdiğinizde, gözlerinde hem öğrenme isteği hem de derin bir kaygı taşıyan çocuklar görürsünüz. Özel eğitim öğretmenleri olarak bizler, her gün sadece harflerle veya sayılarla...

İçindekiler Tablosu
Sınıf kapısından içeri girdiğinizde, gözlerinde hem öğrenme isteği hem de derin bir kaygı taşıyan çocuklar görürsünüz. Özel eğitim öğretmenleri olarak bizler, her gün sadece harflerle veya sayılarla değil, kırılmış özgüvenleri onarmakla da uğraşırız.
Öğrenme güçlüğü (disleksi, disgrafi veya diskalkuli) olan çocuklar için okul, her gün hiç bilmedikleri bir dilde yazılmış kurallarla savaşmak gibidir. Bu savaşta onların en büyük cephanesi ise motivasyondur.
Zeka Değil, Algı Farklılığı
Toplumda hâlâ süregelen en büyük yanlış, öğrenme güçlüğünün bir zeka farklılığı olarak görülmesidir. Oysa bu çocuklar normal veya normalin üzerinde bir zekaya sahiptir. Onların beyni bilgiyi sadece farklı işler. Onlara “tembel” ya da “İstese yapar.” demek, -ihtiyacı olduğu halde- gözlüğü olmayan birine “İstesen daha net görürsün.” demekle aynıdır.
Öğrenilmiş Çaresizlik Duvarını Yıkmak
Sürekli başarısızlık hissi yaşayan çocuklarda bir süre sonra öğrenilmiş çaresizlik gelişir. “Ne kadar çalışırsam çalışayım, zaten yapamayacağım.” düşüncesi, öğrenmenin önündeki en büyük barikattır. Bu barikatı yıkmanın yolu, çocuğa yapabildiğini göstermekten geçer. Motivasyon, başarıya giden bu yolu açan bir başlangıçtır.
Özel Eğitimde Motivasyonu Artıracak Altın Kuralllar
1. Büyük Dağları Küçük Tepelere Bölün
Öğrenme güçlüğü olan bir çocuk için önündeki uzun bir metin veya karmaşık bir matematik problemi, aşılması imkansız bir dağ gibidir. Görevleri parçalayın. Sadece bir satır okumak veya sadece bir işlem yapmak bile büyük bir zaferdir.
2. Sonucu Değil, Çabayı Övün
Küçük ilerlemleri fark etmek ve pekiştirmek süreçte önemli bir yere sahiptir. Öğrencinizi her zaman kendi yolundaki ilerlemesiyle karşılaştırmak daha uygun olacaktır. Örneğin bir disleksi öğrencisinin arkadaşından 5 kat daha fazla çabalayarak aldığı “orta” derece not, diğerinin aldığı “en yüksek” nottan kendi yolu için çok daha değerlidir.
Küçük gelişmeleri fark edip pekiştirirken ise sözlü pekiştireçlerde “Çok zekisin.” demek yerine, “Bu kelimeyi çözmek için gösterdiğin sabır çok değerli.” gibi çabaya övgü göstermek daha uygundur. Çocuğun şans başarısı elde ettiği yönündeki algısı da böylelikle zamanla kırılacaktır.
3. Somutlaştırın ve Görselleştirin
Sadece anlatarak veya yazarak öğretmek bu çocuklar için soyut kalır. Renkli kalemler, lego parçaları, dokunsal materyaller ve oyunlar kullanın. Beynin birden fazla duyusunu harekete geçirmek, motivasyonu zirveye taşır.
4. İlgi Alanlarını Köprü Yapın
Eğer öğrenciniz dinozorları çok seviyorsa, okuma metniniz dinozorlar hakkında olmalı. Sayıları arabalar üzerinden, harfleri resim çizerek öğretin. Ve öğrencinizi tanıdıkça daha birçok yol bulacaksınız. Çocuğun dünyasına girmeden, kendi dünyamıza onu çekemeyiz.
Not: Farklılık Bir Engel Değildir
Albert Einstein, Walt Disney, Agatha Christie… Bu isimlerin ortak noktası, her birinin öğrenme güçlüğü yaşamış olmasıdır. Onları dünyaya kazandıran şey, pes etmelerini engelleyen o içsel ve dışsal motivasyondu. Unutmayalım; öğrenme güçlüğü olan bir çocuk, yürüyemeyen değil; farklı bir yoldan yürüyen çocuktur. Bizlerin görevi onların yollarını düzleştirmek değil, o yolda yürürken ihtiyaç duydukları cesaret meşalesini yakmaktır.






Yorum yok! İlk yorumu siz yapın.